Öğretim Tasarımı

ÖĞRETİM TASARIMI

 Öğretim Tasarımı Nedir?

•Öğretim Tasarımı; her türlü iletişim sürecini amaç doğrultusunda hedef kitleye uygun tasarlamaktır.

•Tasarım, eğitim içinde öğrenme-öğretme ortamlarının planlanması, organize edilmesi ve uygulanması faaliyetlerinde etkili olarak kullanılmaktadır.

•Bu faaliyetlerin adı eğitim içinde “öğretim tasarımı” (instructional design) olarak bilinmektedir.
Bir Süreç Olarak Öğretim Tasarımı

•Öğretim tasarımı öğretimin kalitesini garanti altına almak adına öğrenme ve öğretim kuramlarının işe koşulduğu sistematik bir gelişimdir.

•Öğrenme ihtiyaç ve hedeflerinin analiz edilmesi ve bunların karşılanması adına bir sistem geliştirilmesi sürecinin tamamıdır.

•Ayrıca, öğretim tasarımı öğretim etkinlik ve materyallerinin geliştirilmesi, denenmesi ve değerlendirilmesini de içerir.

Bir Bilim Dalı Olarak Öğretim Tasarımı

•Öğretim tasarımı öğretim stratejileri hakkında geliştirilmiş kuram ve yapılmış araştırmalarla ilgilenen bilim dalıdır.

•Ayrıca, öğretim tasarımı bu stratejilerin geliştirilmesi ve uygulanması ile de ilgilenir.

ÖĞRETİM TASARIMININ TARİHSEL GELİŞİM SÜRECİ

Kökleri 1920’lere dayanan ancak II. Dünya Savaşı ve sonrasında kullanımı ivmelenen öğretim tasarımı kavramı Gagne,Briggs,Flagan gibi psikologların bilgilerini sistematikleştirerek öğretim amaçlı kullanmaları ile başlamaktadır. Bu psikologlar savaş süresince ordudaki askerlere verilen eğitimler sırasında geliştirdikleri çeşitli yöntemler ile öğretim tasarımın temelini atmışlardır.

Öğretim Tasarımı ve Teknolojileri Kavramı

Çalıştığımız bölümün sınırları nerede başlar nerede biter?

Bu alanı nasıl tanımlayabiliriz?

Bu bölümü nasıl adlandırabiliriz?

Bu sorular bu alanda çalışan uzmanlarca cevaplanması gereken sorular olup üzerinde hem fikir olunan “doğru” bir cevap olmadığından dolayı en azından alan uzmanlarınca entelektüel ortamlarda tartışılması gereken sorulardır.

Öğretim Teknolojileri Ne Demektir?

İlk Dönem (1920-1940)

Medya olarak görünen Öğretim Teknolojisi

1960 ve 1970’ler

Süreç olarak görünen Öğretim Teknolojisi

1990’lar

Süreç olmanın ötesinde görülen Öğretim Teknolojisi
Yeni Dönem (1990 sonları)

Medya, Sistematik Öğeretim Tasarımı ve Performans Teknolojisinin rolünü kabul etme

Öğretsel Tasarım ve Teknoloji Kavramı

Yakın Dönem (2000’li yıllar)

Öğretsel Tasarım ve Teknoloji

Geçmişi 30-40 yıla dayanan öğretim teknolojileri farklı dönemlerde çeşitli şekillerde tanımlanmıştır. Son yıllarda ise bu tanım performans teknolojileri ve öğretimsel olmayan unsurlarında sürece katılması ile “Öğretim Tasarımı ve Teknolojileri” olarak çevrilmiştir.

Öğretim Tasarımı nedir? Ne değildir?

Öğretim tasarımı süreç olarak ele alındığında; öğretimin kalitesini sağlamak için, öğrenme ve öğretim kuramlarından yararlanılarak ilerleyen sistematik bir geliştirme süreci olarak tanımlanmaktadır.

Bu süreçte, öğrenenlerin gereksinim ve hedeflerinin analizi ile sözü edilen gereksinimlerle örtüşen uygun sistemlerin geliştirilmesi bulunmaktadır. Bu sistemler içindeki öğretim materyal ve etkinliklerinin geliştirilmesi ile öğretim ve öğrenenlerin değerlendirilmesi de öğretim tasarımı sürecinde bulunmaktadır

Öğretim tasarımı süreci nedir? Ne değildir?
Öğretim tasarımına disiplin olarak bakıldığında; araştırma ve kuramsal temelde öğretim stratejileri ile öğretim stratejilerinin geliştirilmesi ve uygulanması süreciyle ilgilenen bir disiplin olduğugörülmektedir
Öğretim Tasarımı bilim olarak açıklandığında; geliştirme, uygulama, değerlendirme ve durumların sürdürülebilirliğini sağlamak için büyük ya da küçük konu alanlarında ve tüm karmaşıklık düzeylerinde öğrenmeyi desteklemek ayrıntılı bir biçimde tasarım yapma bilimidir
Dick, Carey & Carey (2005) ise sistem yaklaşımı ile ele aldıkları öğretim tasarımı kavramını bütün öğretim sistemleri geliştirme evrelerini içinde barındıran bir şemsiye olarak nitelemektedir. Bu şemsiyenin altında analiz, tasarım, geliştirme, uygulama ve değerlendirme süreçleri bulunmaktadır.

Reiser (2001) öğretim tasarımını, performans problemleri ve öğrenmenin analiz edildiği, tasarım, geliştirme, uygulama, değerlendirmenin içinde bulunduğu, öğretimsel ya da öğretimsel olmayan iş ve kaynakların öğrenmeyi ve performansı artırmak için yönetildiği bir süreç olarak tanımlamaktadır.

Bir Öğretim Tasarımında Yer Alan Öğeler Nelerdir?

• Program kimin için geliştirilecek? (öğrenenin özellikleri)

• Öğrenenlere ne öğretmek istiyoruz? (hedefler)

• Konu ya da beceriler en iyi nasıl öğretilir? (öğrenme/öğretme yöntem ve etkinlikleri)

• Uygulama süreçleri ve kararları

• Ne öğrendiler/ne kadar öğrendiler? (değerlendirme süreci)

• Öğretim tasarımının çerçevesini oluşturan bu beş öğe öğrenenin özellikleri, hedefler, yöntemler ve değerlendirmedir

Öğretim Tasarımı Altında Yatan Sayıtlılar Nelerdir?

Sayıltı 1: Öğretim tasarım süreci hem sistematik bir yaklaşımı hem de plan üzerindeki ayrıntılarla uğraşmayı gerektirir.

Sayıltı 2: Öğretim tasarım süreci belli bir ders geliştirme düzeyinde başlar.

Sayıltı 3: Öğretim tasarımı öğretim tasarımcıları ve planlamacılar tarafından yapılır.

Sayıltı 4: Planlama yapılırken, tüm öğrenenler için doyum sağlayıcı ortamların ve başarının sağlanması gerekir.

Sayıltı 5: Öğretim Tasarımı kapsamdan çok bireye odaklaşır.

Sayıltı 6: Öğretim Tasarımında en iyi olan tek yol yoktur.

geliştirilir.

İŞ ANALİZİ

İş Analizi ve İş Dizaynı:

1900’lü yılların başlarında işletmelerde verimliliği arttırmak amacıyla işler ilk kez bilimsel olarak ele alınmıştır. Bu ilkelere göre bölünebilen en basit parçalarına ayrılan işlerin, çalışanlar tarafından minimum öğrenme ile en kısa zamanda ve hatasız olarak gerçekleştirilebilmesi amaçlanmaktaydı.
Ancak uygulamalar işlerin bu denli rutin, monoton ve basit hale getirilmesinin çalışanlar üzerinde olumsuz etkisini göstermiş ve bu konuda işlerin yapılarının çalışanlar için daha fazla tatmin sağlayıcı ve onları motive edici hale dönüştürülmesi için bazı teknik yaklaşımların geliştirilmesine neden olmuştur.
Organizasyonlarda işlerin yapısal özellikleri ve içeriklerinin çalışanların verimliliklerinde önemli olduğu çeşitli davranış bilimlerindeki çeşitli araştırma ve gelişmelerle giderek daha net biçimde işletmelerde anlaşılmıştır.
Çalışanların tatmini ve verimliliğini bu denli etkileyen unsur olan işletmelerin organizasyonel yaşamda bilimsel ve sistematik bir biçimde incelenmesi ve ayrıca çeşitli değişkenleri dikkate alarak yapılarının düzenlenmesi, günümüzde İnsan Kaynakları Departmanı’nın bir işlevi olarak ön plana çıkmıştır.
Bir iş yeri için işgücü kaynağının alt yapısının oluşturulması için gereken İnsan Kaynakları Yönetimi İşlevleri “İş Analizi ve İş Dizaynı” başlığı altında incelenir. Günümüzde genel olarak organizasyonel yapı kavramı altında yapılan planlamaların bütününü iş analizi ve iş dizaynı oluşturur.

BİLİŞSEL PSİKOLOJİ:
Psikolojinin felsefe içindeki kökleri Deneysel metodun doğa bilimleri ile ilgili konularda bile tam anlamıyla düşünülmediği çağlarda filozofların psikolojik gerçekleri araştırmak için içebakış ve spekülatif muhakeme yoluyla zihin felsefesi yapması kaçınılmazdı. Bu çerçevede en belli başlı problemlerden biri de insan bilgilerinin kaynağı problemiydi. Bu problemi aydınlatmak için ortaya atılan görüşler rasyonalizm ve ampirizm adı altında iki ana grupta toplanabilir.
Rasyonalizme göre bilgiye akılla erişilir. Rasyonalist filozofun gözünde duyular güvenilir değildir. Duyu gözlemleri yanıltıcı olabilir. Oysa rasyonalist filozof kesin bilgi ve mutlak gerçek peşindedir. Bu kesinlik gereksinimi yüzünden onun gözünde matematik ideal bilgidir. Doğa kanunlarında mutlak kesinlik bulma isteği, rasyonalist filozofu, tutarsız, değişken ve sonuçta güvenilmez bulduğu duyusal gözlemlerden yüz çevirip akla apaçık görünen mutlak ve değişmez prensipler koymaya ve sonra da o prensiplerden zorunlu tümdengelim mantığıyla kesin sonuçlar çıkarmaya yöneltmiştir. Zihninde sabitleştirdiği akıl temeli üzerindeki gerçeklik binası, rasyonalist filozofun kesinlik ihtiyacını tatmin etmiştir. Fakat rasyonalist filozof, gevşek bir zemin üzerinde heybetli bir bina kurmuştur. Çünkü bugünkü bilimsel düşünme biçimi, apaçık görünen “mutlak ve değişmez” prensibin sorgulanması gerektiğini ve başlangıçtaki her prensibin varsayımsal olarak konulması gerektiğini göstermiştir. Rasyonalist filozof ne kadar sağlam muhakeme yaparsa yapsın, başlangıçtaki prensip yanlış ise ona dayanılarak çıkarılan bütün sonuçlar da yanlış olacaktır.
Ampirizme göre bilgilerin kaynağı duyulardan gelen deneyimlerdir.Ampirist filozofun gözünde, doğuşta, yani her türlü duyusal deneyimden önce zihin boş bir levhadır. Zihin denilen şey duyuların verdiklerinden oluşur. Böyle olunca, deneyimler kazanmakta iken duyuların gösterdiğinin ötesine geçen her yargı temelsizdir.
Felsefeden ayrı bir bilim dalı olarak psikoloji, 19.yüzyılın son çeyreğinde Alman bilim adamı Wilhelm Wundt eliyle ampirist felsefe yönelişi çizgisinde kuruldu. Wundt, Ampirist felsefenin uğraştığı duyum, algı, dikkat, çağrışım, hayal, duygu gibi zihinsel içerikleri ampirist filozofların yaptığı gibi içebakış yoluyla, fakat kontrol altında tutulan koşullarda analiz ediyordu. Bilinçteki yansıması içebakışla analiz edilen uyaranların şiddeti ölçülüyordu. Doğru ve incelikli içebakış yapılması için deneklere özel bir eğitim veriliyor, yapılan bildirimlere ve reaksiyonlara ilişkin protokol tutuluyor, gerekli ve mümkün hallerde reaksiyonlar ölçülüyordu.

Öğretim Tasarımı Sürecinde Kim Kimdir?

Öğretim tasarımcısı

Öğretmen

Konu alanı uzmanı

Değerlendirme uzmanı

YAPILANDIRMACILĞIN ÖZELLİKLERİ

 1)Bilgiyi araştırma,yorumlama ve analiz etme.

2)Bilgiyi ve düşündürme sürecini geliştirme.
3)Geçmişteki yaşantılarla,yeni yaşantıları bütünleştirme.

GENEL ÖZELLİKLERİ:
Bilgileri öğretmez,sadece vurgular.
Öğrencileri araştırma yapmak için cesaretlendirir.
Öğrencilerin doğal ve meraklı olmalarını sağlar.
Yaratıcılık ve çözümlemeyi esas alır.
Öğrencilerin öğretmenlerle diyalog içinde olmasını sağlar.
Birlikte öğrenmeyi destekler.
Öğrencilerin kendi deneyimleri sonucu yeni fikir ve anlayış kazanmalarını sağlar.

Yapılandırmacı Öğrenme Kuramında Şu İlkeler Göz Önünde Tutulmalıdır;
1 ) Öğrenme pasif bir bilgi alma süreci değil,aktif bir anlam oluşturma süreci olmalıdır.
2 ) Öğrenme öznel olmalıdır.
3 ) Öğrenme çevre şartlarına göre şekillenmelidir.
4 ) Öğrenme öğrenci merkezlidir.
5 ) Öğrenme süreklidir.

Yapılandırmacı Eğitim Bireye Ne Kazandırır ?
Bilgiyi oluşturma fırsatı verir.
Bilgiyi geliştirmesine olanak tanır.
Bilgiyi yorumlama yeteneği kazandırır.
Bilgiyi yapılandırmaya yardımcı olur.

YAPILANDIRMACILIK KURAMI

 öğrenme nedir ?,

nesnellik mümkün müdür?gibi sorulara yanıt arayarak bilginin doğasıyla ilgili bir felsefe,bir bilgikuramı olarak ortaya çıkmıştır.Yapılandırmacılık geleneksel bilgi kuramlarından farklı bir kuramdır.Bu kuramda bilgi,öğrenenin var olan değer yargıları ve yaşantıları tarafından üretilir,bireyin yaşantısından
bağımsız değildir.Yapılandırmacı öğrenme ise; bireyin var olan bilgileri ile yeni karşılaştığ bilgiler arasındabağ kurup bunları bütünleştirmesi sürecidir Yapılandırmacılık;öğretimle ilgili birkuram değil,bilgi ve öğrenme ile ilgili bir
kuramdır.Yapılandırmacılık bilgiyi temeldenkurmaya dayanır.Başlangıçta öğrenenlerin bilgiyi nasıl öğrendiklerine ilişkin bir kuram olarak gelişmiş,zamanla öğrenenlerin bilgiyi nasıl yapılandırdıklarına ilişkin bir kuram haline dönüşmüştür.
Yapılandırmacı yaklaşım,zihni boşbir levha olarak görmez.Birey bilgiyi etkin biçimde işler,önceki bilgileri ile bağlantı kurar,kendi yorumlarını katarak
bilgiyi kendisine mal eder.Öğrenme ezberlemeye değil,öğrenenin bilgiyi transfer etmesine,var olan bilgiyi yeniden yorumlamasına ve yeni bilgi oluşturmasına dayanır.

GLASER:
Glaser’e göre öğretme hedefin belirlenmesiyle başlar. Hedef belirlendikten sonra giriş davranışları saptanmalıdır. Giriş davranışları öğrencinin öğrenmeye hazır olup olmadığını anlamayı sağlar. Çünkü öğretilmek istenen konular öğrencinin önceki bilgileriyle çakışabilir. Bu nedenle öğrencinin ön bilgileri kontrol edilmeli, eğer yanlış ise düzeltilmeli ve ondan sonra öğretme işine geçilmelidir.

Glaser ayrıca öğrenme işinin düzenlenmesinin en iyi, sınıftaki öğretmen tarafından gerçekleştirilebileceğini savunmaktadır.

GAGNE:
Gagne’nin öğrenmenin zihinsel durumlarını açıklayan kitabı “Öğretim Durumları” ilk olarak 1965’de yayımlandı. Bu kitap bilgiyi işleme modelinin, yetişkin bireylere çeşitli uyarıcılar sunulduğunda meydana gelen zihinsel olayları temel almıştır. Gagne, öğrenme durumları ile ilişki kuran ve tarif eden öğretim durumları diye adlandırdığı dokuz adımlık bir süreci ortaya çıkarmıştır:

1-Dikkati sağlama: Derse başlamadan önce öğrencilerin dikkati çekilmelidir.

2-Öğrencilere hedefleri bildirme: Derse başlamadan önce hedeflerin belirtilmesi öğrencilerin motivasyonunu arttırır.

3-Ön bilgileri hatırlatma: Öğrencilere ön bilgilerini hatırlatma; anlatılan konuyla bir önceki konu hakkında ilişki kurmalarını sağlar.

4-İçeriği sunma: Dersin içeriğini sunmaktır.

5-Öğrenmeye rehberlik etmeyi sağlama: Öğrencilere nasıl ve ne şekilde çalışmaları gerktiğini göstermek öğrenmeyi kolaylaştırır.

6- Davranışı ortaya çıkarma: Dersi anlattıktan sonra öğrencilere gerekli imkanları sağlayarak öğrendiklerini ortaya koymalarını sağlamaktır.

7-Dönüt sağlama: Çeşitli sorular ve testler yardımıyla konunun anlaşılıp anlaşılmadığını kontrol etmektir.

8-Performansı değerlendirme: Öğrencilerin öğrendiklerini çeşitli sınavlar yardımıyla ölçmek ve bu ölçme sonuçlarına göre belli bir karara varmaktır.

9-Kalıcılığı ve transferi sağlama: Öğrencilerin öğrendikleri bilgileri bir sonraki konuda kullanabilmelerini sağlamaktır.

BLOOM TAKSONOMİSİ

26.04.2011
BLOOM’UN TAKSONOMİSİ(SINIFLAMASI) ile ilgili her seviyeye ait 2 örnek yazınız.
SEVİYELER
1.Bilgi
2. Kavrama
3.Uygulama
4.Analiz
5. Sentez
6. Değerlendirme
şeklinde sıralanır.
SEVİYE 1)BİLGİ
Örnekler:
• Coğrafya dersi şehrimiz,bölgemiz ve ülkemizle ilgili temel kavramların anlam bilgisi.(İlköğretim 4-5. Sınıf)
• Tarih dersinde Osmanlı İmparatorluğu ile ilgili belli başlı tarihi olayların kronolojik sırasını hatırlayabilme.(İlköğretim 7-8. Sınıf)

SEVİYE 2)KAVRAMA
Örnekler:
• Ülkemiz,komşularımız ve diğer ülkelerle ilgili temel verileri istenilen anlatım biçimine çevirebilme.
• Coğrafya dersinde haritayı yorumlayabilme.

SEVİYE 3)UYGULAMA
Örnekler:
• Harita üzerinde yön bulma becerisini gösterebilme.
• Cümleleri kuralına uygun yazabilme.

SEVİYE 4)ANALİZ
Örnekler:
• Osmanlı devletini dönemlerine göre inceleyebilme.
• Bir hastalığın tedavisinde kullanılan yöntemin dayandığı sağlık ilkelerini bulabilme.

SEVİYE 5)SENTEZ
Örnekler:
• Özgün bir öykü yazabilme.
• Çocuk eğitimi için yeni bir öğrenme modeli oluşturabilme.
SEVİYE 6)DEĞERLENDİRME
Örnekler:
• Bir güç kaynağını diğer bir güç kaynağı ile karşılaştırıp belli ölçütlere göre değerlendirebilme.
• Bir kompozisyonu veya yazıyı eleştirebilme.

KOLB’UN ÖĞRENME STİLLERİ ENVANTERİ

Kolb’a göre yeni bilgi, beceriler veya tutumlar yaşantısal öğrenmenin dört biçimi içinde yer almasıyla gerçekleştirilebilir Öğrencilerin etkin olabilmeleri için dört farklı yeteneğe ihtiyaçları vardır Bunlar; somut yaşantı yetenekleri, yansıtıcı gözlem yetenekleri, soyut yetenekleri ve aktif yaşantı yetenekleridir Yani, öğrenciler önyargı olmaksızın kendilerini yeni yaşantılara açık tutabilmeli (somut yaşantı yetenekleri), pek çok açıdan yaşantılarını gözlemleyebilmeli ve yansıtabilmeli (yansıtıcı gözlem yetenekleri), gözlemlerini mantıksal olarak sağlam kuramlar içine oturtabilecekleri kavramlar oluşturabilmeli (soyut yetenekleri), problem çözme ve karar verme aşamalarıdır.
Kolb, yaşantısal öğrenmenin temelini oluştururken Pragmatizmin felsefik bakışından John Dewey, Gestalt psikolojisinin fenomonolojik bakışından Kurt Lewin ve rasyonalist bakıştan Fransız gelişim psikologu Jean Piaget’den etkilenmiştir Bu özellikler, yaşantısal öğrenme kuramını, öğrenme sürecinde kişisel yaşantı ve bilincin rolünü reddeden davranışçı öğrenme kuramı ile bilginin kazanılması, yönlendirilmesi ve soyut sembollerin hatırlanmasına önem veren biliş kuramlarıdır.
Kolb, yaşantısal öğrenme kuramını, somut yaşantı, yansıtıcı gözlem, soyut kavramsallaştırma ve aktif yaşantı yeteneklerini içeren dört aşamalı bir döngü olarak tanımlamıştır

İHTİYAÇBELİRLEME VE ANALİZİ

Öğrenme Etkinliği : Hedef Kitle Betimlemesi

Hedef kitle: İlköğretim 1. sınıfa devam eden 6-7 yaş aralığı öğrenciler
Yaş-gelişim özellikleri Hassas el becerileri gelişir. Koordinasyonla ilgili yaşanabilecek problemler çocuk bu yaştayken gözlemlenebilir.Yanılmış olmaktan ve kusurlu görülmekten huzursuz olur.Teorik bilgiden çok, hareketin içinde olmayı ister.
Dikkati kısa süreli, ancak gelişme halindedir.
Fiziksel Özellikleri Beyin büyüklüğünün %90 ı tamamlanır ve boyu yetişkinlerin boyunun üçte ikisine ulaşır. Bacakları vücuduyla kıyaslandığı zaman daha uzundur.Atılgan ve çok hareketlidir.
Yalnızca küçük kasların kullanımı gerektiren hareketlerden kaçılmalıdır.
Ön öğrenme Düzeyleri  Alfebe bilgilerinin olması, rakamları bilmeleri,Okuma yazma bilgileri daha çok yenidir.Bilgisayar hakkında yüzeysel bilgiye sahiptirler.
Öğrenme motivasyonları  İlköğretim çağındaki çocuklar fiziksel ve zihinsel kapasiteleri açısından artık yeni şeyler öğrenmeye ve üretmeye hazırdırlar. Yetişkinler dünyasına olan merak iyice artmıştır. Çocuk, yetişkinlerin kullandığı araçların nasıl kullandığını, yaptıkları işlemin nasıl yerine getirildiğini öğrenmek ister. Yaptığı işlerde başarılı oldukça da kendine olan güveni artar; çocuğun kendine olan güveni arttıkça da, çalışma ve başarılı olmaya doğru güdülenme düzeyi artış gösterir.
Öğrenme stilleri  Çevresindeki tüm canlı ve cansız objelerin, algıladığı bütün olayların ne olduğunu sorgular ve büyük bir hızla kendisine mal eder. Fiziksel bilgiler arttıkça nesneler arasındaki ilişkiler kurulur, kurulamayanlar merak edilir. Küçük çocukların bitmek bilmeyen sorularının nedeni hep bu merak duygusudur.
Sosyal özellikleri  Çocuk bu yaş aralığında kendisine ortak ilgi alanlarını paylaştığı arkadaşlar seçer.Kendini ifade etmekte ve çevresindekileri anlamakta güçlükler çeker.Toplumsallaşır ve değişik aktiviteler deneyebilir.

Öğrenme Etkinliği : Kazanım Analizi

Kazanım 1 “Klavyedeki tuşları işlevlerine uygun olarak seçer ve kullanır.”
Kazanım analizi 1)         yön tuşlarının kulllanımı 2)         Alfabetik tuşları ve esc tuşunu kullanabilme3)         Büyük harf – küçük harf yazı yazabilme4)         Sayfanın başına, sayfanın sonuna, satırın başına, satırın sonuna gidebilme5)         Capslock-shift farkını kavrayabilme6)         Tuş kombinasyonlarını kullanabilme (ctrl+4,alt+3)
Kazanım 2 “ Elde yazılmış metin ile bilgisayarda yazılmış metin arasındaki farkı ayırt eder.”
Kazanım Analizi 1)      Sayfanın kenar boşluklarındaki düzeni fark edebilme 2)      Metinde paragraf düzenini fark edebilmesi3)      Metinlerde yazı tipleri arasındaki farkı kavrayabilmesi
Kazanım 3 “ Kelimeler arası boşluğun önemini anlar ve boşluk bırakarak yazı yazar.”
Kazanım Analizi 1)      İnsert, tab ve space, backspace tuşlarının kullanımını kavrama 2)      Kelimeleri ayrı yazabilme
Kazanım 4 ” Bir alt satıra geçerek metin oluşturur.”
Kazanım Analizi 1)      Enter tuşunu kullanabilme
Kazanım 5 “ Metin üzerinde düzeltmeler yapar.”
Kazanım Analizi 1)      Yanlış yazılmış bir kelimeyi silip, doğrusunu yazabilme 2)      Delete tuşunu kullanabilme

Öğrenme Etkinliği : Hedef Kitle Betimlemesi

Hedef kitle: 8-9 yaş grubu
Yaş-gelişim özellikleri Bu yaş grubunda çocuklar, ikinci ve üçüncü sınıfta mizahtan anlamaya başlarlar. Birbirlerine bilmeceler söylemekten, şaka yapmaktan hoşlanırlar. Bununla beraber, kendilerine yapılan şakalara tahammülleri azdır.Çok gelişmiş hayal gücüne sahiptir, dil hızla gelişir, çok konuşur, hızla yeni sözcükler öğrenirler. Soyut düşünme gelişmediği için sayısal bilgileri kavrayamaz.Başklarını örnek almaya ve onlara bağımlı olmaya eğilimlidirler.
Fiziksel Özellikleri Bu dönemde çocukların bedensel gelişim yavaşlar. Motor yetenekleri gelişir. Kalem tutma becerileri gelişir. Ancak ilk yıllarda kalemle yazı yazarken çok çabuk yorulurlar. Bunun nedeni ince motor kaslarının yeterince gelişmemiş olmasıdır. Göz koordinasyonları gelişmeye başlar. Dil becerileri gelişir hızlı ve çok konuşmaya bşlarlar.
Ön öğrenme Düzeyleri Bu dönemde çocuklar gördükleri, işittikleri olayları, masal ve öyküleri anlatmayı severler. Bunlardan hoşlanırlar. Bu dönemin sonuna doğru sessiz okuma ve anlama becerisi hızlanır. varlıkları çeşitli davranışlarıyla canlandırmayı, oyunla anlatmayı severler. çocukta zaman kavramı yoktur. Bilmeceyi ve şakayı severler. Çocuklar resim yaparken insanı evden büyük yaparlar, evin içindeki insanlar dışardan görünürler.
Öğrenme motivasyonları Bu yaş grubundaki çocuklar başarılı olduklarında motivasyonlar ve kendilerine olan güvenleri artar daha başarılı olurlar. Aile içinde veya öğretmenleri tarafından başarılı oldukları zaman övgülü sözler alırlarsa motivasyonları artar.  Başarısız olduklarında kendilerine olan özgüvenlerini kaybederler. Bu dönemde çocuklar başarısız olsa dahi cezalandırmamalı veya motivasyonunu olumsuz etkileyecek sözler söylememeliyiz. Çükü aile içinde veya öğretmeni tarafından yönlendirilmeyi ihtiyacı vardır. Başarısız olsa dahi motivasyonunu artırarak başarılı olmasını sağlamalıyız.
Öğrenme stilleri Bu yaş grubunda şematik olarak öğrenme vardır.Kendine özgü, bir insanın ve çevresinin resmini yapabilir. Tekrarlamayla bir güven duygusu hisseder. Geometrik çizgileri uygular. İnsan çizerken vücudun önemli sayılan parçalarını abartır, önemsiz parçaları yok eder, simgeleri değiştirir. Yer çizgisini belli eder.
Sosyal özellikleri Bu yaş grubunda sosyal etkinliklerini aile, okul ve arkadaş içinde olarak inceleyebiliriz. Aile içinde: Anne-baba rehberliğinin ve desteğinin çocuğun başarısı üzerinde büyük etkisi vardır. Anne-babanın ilgisi ve teşviki çocuğun ev dışı ilgilerinin ve aktivitelerinin genişlemesinde büyük rol oynar ve kişisel ve sosyal sorumluluklarını almada yardımcı olurlar.Arkadaşlar içinde: Kurallara çok bağlıdırlar. Yarışma ve rekabet ortamından hoşlanırlar, hırslıdırlar. Cinsler arasında farklılıklar vardır ve sürekli tartışırlar. Aynı cinsler arasında oyunlar oynar ve çok enerji harcarlar.Okul içinde: Okul aktivitelerinde aşırı hırslıdırlar. Öğretmenin desteği ve beğenisine olan ihtiyaç devam eder. Beklenen sorumluluklarını yerine getirirler.

Öğrenme Etkinliği : Kazanım Analizi

Kazanım 1 Bilgisayarda bilgileri saklamak   için farklı birimler olduğunu fark  eder.

  • Bilgisayardaki bilgilerin bilgisayarın içinde kaydedeceğimiz aygıtları tanınması
  • Bilgisayardaki bilgilerin bilgisayarın dışında kaydedeceğimiz aygıtları tanınması
Kazanım analizi CD-ROM, sabit disk gibi depolama ortamları tanır. CD, Disket, flash bellek(taşınabilir bellek) ,DVD gibi ortamlara kaydedeceğimizi öğrenir.
Kazanım 2 Bilgisayarda bilgileri uygun biçimde saklar.

  • Birbiri ile ilişkili bilgilerin ortak yerde toplanmasını öğrenir.
  • Bilgilerin boyutuna uygun yerlerde saklanmasını anlar.
  • Adreslemenin neden gerekli olduğunu kavratabilmek.
Kazanım Analizi CD, DVD, Flash bellek vb. aygıtlarda boyutlarına göre bilginin saklanması. Programların, müziklerin, oyunların vs. ayrı klasörlerde veya bölümlerde saklanması.
Kazanım 3 Bilginin güvenli olarak saklanması için taşınabilir ortamlarda yedeklenmesi.

  • Yedekleme neden gerekli olduğunu kavratabilmek.
Kazanım Analizi Bilgilerin Fiziksel şartlardan etkilenmemesi veya herhangi bir kayba uğramaması için taşınabilir aygıtlara kopyalanmasının gerekliliğini kavratabilmek
Kazanım 2
Kazanım Analizi
Kazanım 5
Kazanım Analizi

EĞİTİMİN KONUMUNA GÖRE İHTİYAÇ BELİRLEME

İhtiyaç saptama, program geliştirme çalışmasının önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Programın hazırlanması için bir program ihtiyacının ortaya çıkması ve bu ihtiyacın en iyi şekilde karşılanması için de gerçek ihtiyacın ne olduğunun saptanası lazımdır, ihtiyacın saptanması yapılacak eğitim etkinliklerinin programlanması için de gerekli bilgileri elde etmede yardımcı olmaktadır, ihtiyaç saptama çalışmaları programın hedeflerinin gerçek ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığını da ortaya koymada yardımcı olur. Bu yolla ihtiyaç saptama çalışmaları program hedeflerinin yerindeliğini ortaya koymada yardımcı olur.

Bu amaçla yapılması tasarlanan ihtiyaç saptama çalışmalarında Toplumun, Bireyin ve Konu Alanı ile ilgili ihtiyaçların saptanması önemli görünmektedir. Bu amaçla ihtiyaç saptama araştırmasında şu sorulara cevap aranmalıdır.

1. Toplumun beklenti ve ihtiyaçları nelerdir?

2. Bireyin ihtiyaçları nelerdir?

3. Konu alanı ile ilgili ihtiyaçlar nelerdir?

Toplumun beklenti ve ihtiyaçları temelde eğitim programlarının hedeflerini ortaya koymada da yardımcı olur. Bu belirlemelere uygun hedefler programda yer almazsa okul ile toplum arasında bir çatışma olabilir. Okullarda yetişen bireyler topluma uyum sağlamada başarısız olurlar. Toplumun ihtiyaçlarını o toplumun felsefesini, değer ve inançlarını saptamakla başlamakta yarar vardır. Temelde o toplumu oluşturan bireyden toplumun beklentileri nelerdir? Toplumun hangi niteliklerle donanık bireylere ihtiyacı var bunlar irdelenmelidir. Esasen eğitim programlarının toplumsal temelleri konusunda bunun ele alınıp irdelenmesinde yarar görülmektedir.

Bireylerin ihtiyaçları ile toplumun ihtiyaçları arasında bir paralellik kurulmalıdır. Birey, içinde bulunduğu toplumda uyum içinde yaşamak, maddi kazanç sağlamak için iyi meslek sahibi olma arzusundadır. Bu nedenle, toplumun kendisine sunduğu olanaklardan yararlanmak ister, bunu gerçekleştirdiği oranda toplumun ihtiyaçlarını karşılamada katkı getirir. Bunu eğitim yoluyla sağlamak olasıdır, bu süreci de gerçekleştiren eğitim programlarıdır.

Eğitim programlarının bireyin ve toplumun ihtiyaçlarına dönük olarak etkili olabilmesi için program hedefleri ile konu alanları arasında tutarlı ilişkiler kurulmalıdır. Belirlenen hedefleri gerçekleştirmek için ne tür konu alanlarının seçimine ihtiyaç olduğu belirlenmelidir. Bu seçimde sürekli değişen bilgilerin ve çağdaş düşüncelerin programa . yansıtılmasına özen gösterilmelidir.

İhtiyaç Saptamada Temel Sorunlar

Toplum, birey ve konu alanına ilişkin ihtiyaçları ortaya koyarken aşağıdaki sorulara yanıt aramak için yola çıkılmalıdır.

Genel Durum Nedir?: Okullaşma düzeyi, nüfus artış oranına bağlı olarak öğrenci artış oranı, doğal kaynaklar, gelir dağılımı, bütçeden eğitime ayrılan pay, sosyo-ekonomik özellikler, eğitim yatırımları, okullarda okutulan dersler, programların temel felsefesi, öğretmenlerin yetişme düzeyleri, okullardaki araç gereç dağılımı ve kullanımı, eğitim teknolojisinden yararlanma olanakları, program karar verme ve planlama sonuçlan, eğitim uzmanı ve personel durumu, gibi sorulara yanıt aranabilir.

Öğrencilerle İlgili Veriler nelerdir?: Öğrenci artışı, sınıf geçme ve kalma oranları, öğrencilerin sınıflanması, başarı düzeyleri, öğrencilerin geçirdiği yaşantılar, öğrencilerin yetiştirilmesi, öğrencinin kendisine ilişkin değer ve tutumları.

Ders Kitaplarının İçeriği nasıldır?: Programın hedefleri ile ders kitabı arasındaki tutarlılık, konu alanı açısından çağdaş bilgilerin aktarılması, bilgi patlamasının ve yeni değişmelerin ders kitaplarına yansıtılması.

Bu belirlemelere dayalı programa ilişkin kimi sorular şunlar olabilir?

Eğitim programının hedefleri neler olmalıdır?

Eğitim programları hangi açılardan hedefine ulaşamamaktadır?

Eğitim programlarının hangi yönleri incelenmelidir?

Eğitim programları nasıl geliştirilebilir?, nasıl daha etkili ve verimli bir düzeye getirilebilir?

Mevcut programı uygulamak ve geliştirmek uygun mudur?

Yoksa yeni bir program mı hazırlanmalıdır?

Eğitim programları ne derece etkilidir?

Eğitim programlan uygulamasından nasıl bir sonuç alınmıştır? neler kazanılmıştır?

Bu ihtiyaçlar belirlendikten sonra program geliştirme çalışmaları başlatılmalıdır.

İhtiyaç belirlemesi yapıldıktan sonra hazırlanan programların çok olumlu sonuçlar verdiği, hedef kitlenin ihtiyacını karşıladığı birçok uygulamalar sonucunda ortaya çıkmıştır.

İhtiyaç saptamanın son yıllarda literatürde de yaygın olarak kullanılan ihtiyaç analizi ve değerlendirmesi ile nasıl yapıldığını daha ayrıntılı incelemekte yarar görülmektedir.

İhtiyaç Tanımı

İhtiyaç, savunmaya değer bir amacın gerçekleştirilmesi için gerek ve yararlı olan husus ya da güçlü istek anlamına gelir, ihtiyacın analiz edilmesinde farklı yaklaşımlardan söz edilmektedir. Bu yaklaşımlarda önemli olanları aşağıda açıklanmıştır (Stufflebeam and et al.).

Farklar Yaklaşımı: Bu yaklaşım gözlenenle beklenen başarı düzeyleri arasındaki farkı ortaya çıkarır. Bu tanımı aşağıdaki açıklamayı netleştirebiliriz.

Bireyin biyolojik, psikoloji k sosyolojik olarak gerek duyduğu yeterlikler

Bireye kazandırılmak istenen yeterlikler

(Bilgi-tutum- beceri)

Bu yaklaşıma göre ihtiyaç; beklenilen beceri düzeyi ile gerçek/varolan beceriler arasında farkla ortaya çıkar. Bu farkın boyutu mevcut bir problemin varlığını ya da yokluğunu da ortaya koymaya yarar. Normlar ve standartlardan yararlanılarak ihtiyaçtan doğan problemin ortadan kaldırılması yolları aranır. Okul ortamı ve eğitim birimleri genellikle bu yöntemle ihtiyaç değerlendirmesi yoluna gider.

Demokratik Yaklaşım: Bu yaklaşımın temelinde kimi referans (üstün,dominant) gruplarının çoğunluğu tarafından istenilen değerler/değişiklikler vardır, ihtiyaç, toplumdaki baskı gruplarının isteklerinden hareketle ortaya çıkar. Baskı gruplarının değiştirme/yön verme istekleri ihtiyacı belirler. Birçok insanın ihtiyaç değerlendirme süreci içinde olması insan ilişkileri ve halkla bütünleşme özelliğine sahip olması bu yaklaşımın en önemli özelliğidir. Yüksek sayıda insan grubunun katılımı ihtiyacı belki çok geçerli kılar; ama, bu o ihtiyacın çok değerli olduğu anlamına gelmez.

Analitik Yaklaşım: Bu yaklaşımda ulusal ve uluslararası koşullara dayalı değişimlere ait yönelimlerin dikkatli bir incelemesi esasına dayanır. Bu yaklaşım, gelecekte ortaya çıkması olası durumlardan yola çıkarak ihtiyacın belirlenmesi sürecidir. Bir durumla ilgili bugünkü mevcut duruma ait bilgilerden yararlanılır ve geleceğe yönelik varsayımların/durumların ortaya konması istenir. Belirli olanlardan ya da eğitim yaşantılarından yoksunluk hallerinde ortaya konması ile ihtiyacın belirlenmesi sürecidir. Bu yaklaşımda eleştirel düşünceden yola çıkılarak çözüm aranır.

Betimsel Yaklaşım: Bu yaklaşımda belirli olgu ya da eğitim yaşantılarından ortaya çıkan durumla ilgilenilir. Bir nesnenin yokluğu, eksikliği ile ortaya çıkan zararla o nesnenin varlığının ortaya koyacağı, sağlayacağı yarardan hareketle ihtiyaç belirlenmesi sürecidir. Mantık alanında ve araştırmalarda iki olasılığın varsayımından hareket edilir ve ihtiyaç belirlenir.

İhtiyaç Değerlendirmenin Ortaya Çıkışı

İhtiyaç değerlendirmesi, 1960′larm ortalarında, toplumsal düzenlemelerin yapıldığı dönemin bir ürünüdür. Hedeflerin mali yönden planlanması temellerine dayanır. Zamanla eğitim ve öğretim alanında kullanımı yaygınlaşmıştır.

Eğer 100 eğitim uzmanına “Başarılı bir projeye başlamak ne kadar zaman alır ve nereden başlamalıyız?” diye sorarsanız, çoğunluğu “ihtiyaç değerlendirmesiyle başlamalıyız” konusunda aynı görüşü paylaşacaklardır. Bu durumdan etkili bir şekilde müdahale etme ya da karışma, durumun dikkatle analiz edilmesiyle başlar.

Benzerlikler: İhtiyaç değerlendirme süreçleri birçok benzerlikler taşımaktadırlar. Ölçme ve analiz etme teknikleri aynıdır. Programların, hizmetlerin etkililiği ve verimliliğinin incelenmesi konularını açığa çıkarmak her iki süreçte de aynı olmaktadır.

Ayrıcalıklar: Zamanlama açısından bakıldığında ihtiyaç değerlendirme tamamen farklıdır, ihtiyaç değerlendirmesi geleceğe yönelik sorunları açığa’ çıkarma sürecidir. Program ya da hizmetlerin izlediği hedeflerin neler olabileceğini konu alır. Eğer hedeflerin belirlenmesi ihtiyaç değerlendirme sürecinin ardından yapılmamışsa, bu hedeflerin gerçek ihtiyaçlara dayandırıldığını söylemek doğru olmaz. Zaten bu durum genel değerlendirme yapıldığında ortaya çıkacaktır. O zaman yapılan bütün etkinliklerin para ve zaman kaybına neden olduğu da açığa çıkacaktır.

İhtiyaç değerlendirmesi planlamaya yardımcı olması açısından çok önemlidir, ihtiyaçlara ilişkin bilgi toplamak için düzenlenen etkinliklerin sonucunda, kurum ve kuruluşlar;

1. Toplumun ihtiyaçlarını ve bunların boyutlarını saptar,

2. Mevcut programları sistemli bir şekilde değerlendirir,

3. Toplumun ihtiyaçları ışığında halka sağlıklı hizmet götürmede doğabilecek yeni ihtiyaçları planlar.

İhtiyaç değerlendirmesi, uygun problemlerin seçimi, dökümü, ayırımı yoluyla problem çözmede yararlı olması amacıyla problemi tanıma sürecine yön verir. Denebilir ki; problemin değeri ve önemi ihtiyaç değerlendirmesi yapılarak ortaya çıkar. Yine, problemi tanıma ve üzerinde çalışılan programın değerini belirlemede ihtiyaç değerlendirmesi hem yardımcı hem de gereklidir.

İhtiyaç Değerlendirme Süreci

İhtiyaç değerlendirmesi bir süreçtir. “Ne” ile “Ne Olmalı” arasındaki farkın, kurumlar ya da bireyler açısından belirlenmesi ve bu farkın nasıl kapatılacağı yönünde önceliklerin belirlenmesi sürecidir. Karar vermede yardımcı olmak amacıyla, en önemli olarak belirlenenleri önceliklerine, göre sıralar. ihtiyaç değerlendirmesi süreci tamamlandığında;

- Nereye doğru yol alındığını ve

- Niçin yol alındığını ortaya koyar.

İhtiyaç değerlendirme sürecini çeşitli aşamalarda tamamlamak olanağı vardır. Bir sıralamaya göre; Planlama, Bilgi Toplama ve Bilginin Çözümlenip Rapor Edilmesi olarak ihtiyaç değerlendirme yapılmakta ve üç aşamada gerçekleşmektedir.

İhtiyaç değerlendirmesi süreci beş aşamada ele alındığında şu şekilde sıralanır.

Hazırlık: ihtiyaç değerlendirmesi yapmak için hazırlanmak.

Bilgi Toplama: İhtiyaç değerlendirmesi için bilgi toplamak.

Bilgilerin Analizi: İhtiyaç değerlendirmesi için toplanan bilgileri ayrıştırmak.

Bilgilerin Rapor Edilmesi: İhtiyaç değerlendirmesi için ayrıştırılan bilgileri rapor etmek.

Bilgilerin Kullanımı: Bilgilerden yararlanmak.

a. Hazırlık:

Çalışmanın ve çalışmada yer alacak kişilerin planlanması sürecini kapsar. Bu aşamada; hedef kitlenin, ilgili diğer grupların (dinleyicilerin ve müşterilerin) vb. kimler olacağı belirlenir. Ayrıca bu gruplara ilişkin bilgiler derlenir. Bunun için:

- Bilgi toplama kaynaklarının belirlenmesi

- Bilgi toplama ilkelerinin geliştirilmesi

- Bilgilerin analizi için ilkelerin oluşturulması

- İhtiyaç değerlendirme sürecinde önceliklerin belirlenmesi

İhtiyaç değerlendirme süreci etkin bir iletişimle başarılı olur. Bilgileri bireyler, gruplar, kurumlar arasında değiştirilir ve bu sayede etkin bir çalışma ortamı oluşturulur. Bu gruplar ihtiyaç değerlendirme sürecine girmiş, genel çalışma grubu olarak da adlandırılabilir.

İhtiyaç değerlendirmesinin amaçlarının da belirlenmesi gerekir. Hangi amaçla ihtiyaç değerlendirmesi yapılıyor? Bu belirlenmelidir, ihtiyaç analizinin kimler tarafından yürütüleceği gibi konuların açıklandığı etkili bir eylem planına gerek vardır.

Eylem planını hazırlarken aşağıdaki sorulara cevap aranmalıdır:

İhtiyaç belirleme ve değerlendirme çalışmalarını kim yapacak?

Hangi sorular yöneltilecek?

Sorular nasıl sorulacak?

Sorular kimlere sorulacak?

Bilgi toplamak için nasıl bir programlanmaya ve ne kadar sûreye ihtiyaç duyulacak?

Sonuçları kim inceleyip yorumlayacak?

İlgili kişiler kim olacak? Sonuç hakkında ilgili kişilerin bilmesi gereken konular neler olacak?

b. Bilgi Toplama:

Bilgilerin nasıl toplanacağına ilişkin ayrıntılı planlamanın yapıldığı aşamadır. Bilgilerin gerçek anlamda toplanması ve düzenlenmesi, sıralanması, gruplanması, bilgilerin/verilerin dosyalanması ve saklanması işlemlerinin yapılması bu aşamada gerçekleştirilir.

Bu aşamalar:

1. Bilgi kaynaklarının ve uygun örneklemlerin belirlenmesi

2. Gerekli işlemlerin ve araçların seçilmesi ve geliştirilmesi

3. Her işlem için ayrıntılı plan hazırlanması ve kayıt tutulması

4. Bilgilerin toplanması

Toplanan bu bilgiler:

- Çalışma örnekleri

- Programla ilgili araçlar

- Kayıtlar

- Öğrenciye yönelik bilgiler olmalı ve tüm bu bilgiler etkili ve verimli kullanım için elverişli olmalıdır.

c. Bilgilerin Analizi:

Bu bölüm ayrıştırma, tanımlama, sıralama, bulguların yorumu, ihtiyacı ortaya çıkarıcı, sonuçlandırın çalışmalar içerir. O güne kadar toplanan bütün bilgiler gözden geçirilir ve güncelleştirilir. Sorunlar, değişen koşullar ve yeni gelişmeler değerlendirilir ve aşağıdaki sorulara yanıt aranır.

Eğitimden beklenenler nelerdir?

Beklenilen hedeflerden hangileri gerçekleşmiş hangileri gerçekleşmemiştir?

Hangi faktörler davranışların kazanılmadığını belirler?

Kabul edilebilir davranışların kazanılması için daha başka neler yapılabilirdi?

Yukarıdaki sorular ve benzerlerini sorarak toplanan bilgilerin analiz edilmesinde şu teknikler önerilmektedir.

Bilgilerin teknik ve içerik açısından değerlendirilmesi yapılırken:

i. Kapsam analizi, sistem analizi

ii. Betimlemeli istatistik, varyans analizi, normlara dayalı analiz

iii. Fonksiyona dayalı analiz

iv. Farklar analizi

v. Maliyet analizi yapılması önerilmektedir.

d. Bilgilerin Rapor Edilmesi:

İhtiyaç değerlendirmesi sürecinde konuya ilişkin çalışmaların tamamlanması amacıyla bilgilerin rapor haline dönüştürülmesi gereklidir, ihtiyaç değerlendirmesi raporunda şu konulara yer verilmelidir.

- Katılan personel

- Kullanılan kaynakların listesi

- Toplanan bilgilerin özeti

- Bilgilerin analiz edilmesiyle ortaya çıkan durum

- Önceliklerin belirlenmesi için yapılan işlemler

Bu belirlemeler ışığı altında rapor basit, açık ve doğru biçimde yazılıp program geliştirme komisyonuna sunulmalıdır.

e. Bilgilerin Kullanımı:

İhtiyaç değerlendirmesinin sonuçları gözden geçirilir. Olası neden sonuç ilişkileri saptanır, sonuçlar ve amaçlar belirlenir. Alternatif stratejiler belirlenir.

İhtiyaç değerlendirmesi eğitim programı öncesinde ve sonrasında yapılır. Program üzerindeki etkileri değerlendirilir. Rapor edilen ihtiyaçları karşılamak üzere kaynaklar/bölüştürme, neden-sonuç ilişkisi ve uygulanabilirlik gibi hususlar göz önüne alınarak program planlanır.

İhtiyaç değerlendirmesi çözüm önermez. Fakat çözümlerin hangi alanlar için çok gerekli olduğu konusunu belirler, ihtiyaçlarla ilgili karar vermede, ölçütleri ortaya koyar.

İhtiyaç değerlendirme süreci tamamlandıktan sonra bir rapor düzenlenir. Karar vermede yetkili kişi ya da kurullar aşağıdaki üç seçenekten birini seçmek durumundadırlar.

Raporu kabul etmek başka bir şey yapmamak.

Raporu kabul edip, programdaki diğer süreçlerin başlamasına olanak tanımak.

Raporu kabul etmek (ihtiyacın varlığını kabul etmek) ama daha başka kurum ve kuruluşlardan bilgi toplama yolunu seçerek, süreci uzatarak diğer aşamalara geçilmesini engellemek.

Bu üç seçenekten biri seçilir ve uygulanır.

CEVAPLAR

1)BİR SINIFTA EN AZ 2O ÖĞRENCİNİN OLDUĞU VE BU ÖĞRENCİLERİN HERBİRİNİN BİRBİRİNDEN FARKLI OLDUĞU DÜŞÜNÜLDÜĞÜNDE ÖĞRENEN ÖZELLİKLERİNİN TASARIM SÜRECİNDE NE KADAR ETKİLİ OLACAĞINI TARTIŞINIZ.

1)ÖĞRENCİLERİN ÖN BİLGİLERİ TASARIMCININ DİKKAT ETMESİ GEREKEN ÖNEMLİ ÖZELLİKLERDEN BİR TANESİDİR.ÖĞRENEN ÖZELLİKLERİ YANİ BİREYLERİN HAZIRBULUNUŞLUK DÜZEYLERİ HER ÖĞRENCİ İÇİN FARKLI OLABİLİR.ÖRNEĞİN; BİR TARİH ÖĞRETMENİN OKULDA BİR TARİH PANOSU HAZIRLAMASINI ELE ALALIM.BU  TASARIMCININ YAPMASI GEREKENLERİ YAZACAK OLURSAK:

a)Bilgiler tablo ya da şema halinde sunulabilir

b)Bilgiler gruplanabilir

c)İşlemsel bilgilerin otomasyonunu sağlama

d)Sürekli tekrar imkanı

e)Konuyla ilgisi olamayan bilgiler çıkarılarak bilişsel yük azaltılmalı

f)Materyal az sayıda birimler içermeli ve bu birimler ayrı ayrı öğrenilebiliniyorsa bilişsel yük azalır.

Bu dönemde çocuklar gördükleri, işittikleri olayları, masal ve öyküleri anlatmayı severler. Bunlardan hoşlanırlar.Bu dönemin sonuna doğru sessiz okuma ve anlama becerisi hızlanır. varlıkları çeşitli davranışlarıyla canlandırmayı, oyunla anlatmayı severler. çocukta zaman kavramı yoktur. Bilmeceyi ve şakayı severler. Çocuklar resim yaparken insanı evden büyük yaparlar, evin içindeki insanlar dışardan görünürler.

AYRICA TASARIM,TUTARLI YAPILAR İÇERMELİ VE ÖĞRENENE BİLGİYİ NASIL YAPILANDIRACAĞI HAKKINDA REHBERLİK ETMELİDİR.HEDEF KİTLE YANİ ÖĞRENEN BİREYLER İÇİN; Bu öğrenci grubunun programları kullanmasına olanak sağlanarak ortaya çıkan tepkileri gözlemlemek ve bu gözlem sırasında bütün ekibin katılımını sağlamak gerekir. Örnek yazılımın deneme çalışmasından sonra gerekli görülen değişiklik veya geliştirmeler varsa, ilgili birim o konunun üzerine giderek çalışmanın tamamlanması gerçekleştirir. Hazırlanan çalışmanın ilk taslağını deneyecek ve hedeflenen amaca uygun olup olmadığını tespitinde faydalanılacak bir örnek grup mutlaka olmalıdır.

AKTİF ÖĞRENMEDE,Öğrenen bilgiyi yapılandırma sürecinde aktif roldedir.Fiziksel olarak değil düşünce olarak aktiftir.

2)BİR İNSANIN NE KADAR KARMAŞIK BİR BÜTÜN OLUŞTURDUĞU DÜŞÜNÜLDÜĞÜNDE TASARIM İÇİN ÖĞRENENİN HANGİ ÖZELLİĞİNİN NE BOYUTTA DİKKATE ALINACAĞI NASIL BELİRLENEBİLİR?

2)TASARIM SÜRECİNDE SIRAYLA ŞU ÖĞELER YER ALIR;

1)SORUNU ARAŞTIRMA,TANIMLAMA VE ÇÖZÜMÜ TARTIŞMA.

2)TASARIMIN GENEL ÖZELLİKLERİNİ BELİRLEME.

3)TASLAK TASARIM ÖNERİSİ GELİŞTİRME.

4)TASARIM ÖNERİSİNE YÖNELİK ARAŞTIRMA.

5)TASARIM ÖNERİSİ GELİŞTİRME.

6)YAPIM.

7)DEĞERLENDİRME VE TEST ETME.

8)DEĞİŞİKLİK ÖNERME.

Bu dönemde çocuklar gördükleri, işittikleri olayları, masal ve öyküleri anlatmayı severler. Bunlardan hoşlanırlar.Bu dönemin sonuna doğru sessiz okuma ve anlama becerisi hızlanır. varlıkları çeşitli davranışlarıyla canlandırmayı, oyunla anlatmayı severler. çocukta zaman kavramı yoktur. Bilmeceyi ve şakayı severler. Çocuklar resim yaparken insanı evden büyük yaparlar, evin içindeki insanlar dışardan görünürler. Aile içinde veya öğretmenleri tarafından başarılı oldukları zaman övgülü sözler alırlarsa motivasyonları artar.  Başarısız olduklarında kendilerine olan özgüvenlerini kaybederler. Bu dönemde çocuklar başarısız olsa dahi cezalandırmamalı veya motivasyonunu olumsuz etkileyecek sözler söylememeliyiz. Çükü aile içinde veya öğretmeni tarafından yönlendirilmeyi ihtiyacı vardır. Başarısız olsa dahi motivasyonunu artırarak başarılı olmasını sağlamalıyız.

3)BİR İNSANIN  SOSYAL,BİLİŞSEL,FİZİKSEL,KİŞİSEL VB.BİRÇOK YAPIDAN OLUŞTUĞU DİKKATE ALINDIĞINDA ÖĞRENEN ÖZELLİKLERİNİ TASARIMA YANSITMAK İSTEYEN BİR ÖĞRETİM TASARIMCISININ BU YAPILARLA VE YAPILARDAKİ FARKLI BOYUTLARLA İLGİLİ BİRİKİMİ NE DÜZEYDE OLMALIDIR.BUNUN İÇİN YAPILMASI GEREKENLER NELERDİR?

3) Tasarım bir ürünün tamamının veya bir parçasının çizgi,şekil,renk,biçim,doku,malzemenin esnekliği veya süslemesi gibi insan duyuları ile algılanabilen çeşitli unsur ve özelliklerin oluşturduğu görünümdür.Tasarımının yapılacağı ürünün hitap edileceği kitle özelinde tasarım yapmak durumunda olabileceğini bile bilmek durumundadır.Tüm bunların handikapını omuzlarında hissetmek durumunda olan bir tasarımcının geniş bir bakış açısına, gelişmiş ve güncel bir mesleki bilgi düzeyine, gerektiğinde sınırları aşabilecek ama gerektiğinde ise nerde duracağını bilecek bir mantık yapısına, kıvrak ve pırıltılı bir zekaya, mangal gibi bir yüreğe, anlatımı geniş sözcük dağarcığı zengin bir konuşma ve ikna yeteneğine ve daha saymakla bitmez kişisel becerilere sahip olması şarttır.

Yaşadığı toplumu aşamamış bir tasarımcının, tasarlama gücü cılız, düşünce yeteneği klişeci, bilgi düzeyi kısır, yeteneği ise paspas durumunda olur.Bu anlamda yapılması gereken en önemli şey şudur…

Tasarımcı olmanın sıradan bir şey olmadığının kavranması.

Tasarımcı olmanın yüzeysel bilgilerle götürülemeyeceğinin düşünülmesi.Tasarımcı olmanın kişisel öğrenim disiplininden kopulmaması gerektiğinin zorunluluğu.Tasarımcı olmanın geniş bir bakış açısı ve zengin bir kültür düzeyinin olması bilincine uluşılması şarttır.Bu şartları yerine getiremeyen kişilerin, istedikleri kadar o, bu, şu türünden program bilgilerinin olması hiç bir anlam oluşturmamaktadır. Tasarımcının bir görevi de içeriği, yankı uyandıran bir dil yapısı içinde aktarmaktır. Bir müzik terimi olan yankı (echo), ses tonundaki incelikli ve zengin kaliteyi ifade eder. Yankılanan müzikal seslerde dışavurumcu özellikler artar. Grafik tasarımcı da aynı bir müzisyen gibi, görsel iletişime yankılanan bir kalite kazandırır ve bu yankıyı oluştururken; ton dizilerini, kontrastları, kadrajlama tekniklerini, renkleri ve tipografiyi kullanır.

4)TASARIM SÜRECİNİN ÖĞRENEN ÖZELLİKLERİ İLE İLGİLİ BİLGİ TOPLAMAK VE ANALİZ EDEREK SONUÇLARA ULAŞMAK YETERLİMİDİR?

4) TASARIM,TUTARLI YAPILAR İÇERMELİ VE ÖĞRENENE BİLGİYİ NASIL YAPILANDIRACAĞI HAKKINDA REHBERLİK ETMELİDİR.HEDEF KİTLE YANİ ÖĞRENEN BİREYLER İÇİN; Bu öğrenci grubunun programları kullanmasına olanak sağlanarak ortaya çıkan tepkileri gözlemlemek ve bu gözlem sırasında bütün ekibin katılımını sağlamak gerekir. Örnek yazılımın deneme çalışmasından sonra gerekli görülen değişiklik veya geliştirmeler varsa, ilgili birim o konunun üzerine giderek çalışmanın tamamlanması gerçekleştirir. Hazırlanan çalışmanın ilk taslağını deneyecek ve hedeflenen amaca uygun olup olmadığını tespitinde faydalanılacak bir örnek grup mutlaka olmalıdır. Bunlardan hoşlanırlar.Bu dönemin sonuna doğru sessiz okuma ve anlama becerisi hızlanır. varlıkları çeşitli davranışlarıyla canlandırmayı, oyunla anlatmayı severler. çocukta zaman kavramı yoktur. Bilmeceyi ve şakayı severler. Çocuklar resim yaparken insanı evden büyük yaparlar, evin içindeki insanlar dışardan görünürler. Aile içinde veya öğretmenleri tarafından başarılı oldukları zaman övgülü sözler alırlarsa motivasyonları artar.  Başarısız olduklarında kendilerine olan özgüvenlerini kaybederler. Bu dönemde çocuklar başarısız olsa dahi cezalandırmamalı veya motivasyonunu olumsuz etkileyecek sözler söylememeliyiz.

Öğrenen özelliklerine etki eden etmenler şunlardır;

1)Bilişsel Özellikler

2)Fiziksel Özellikler

3)Duyuşsal Özellikler

4)Sosyal Özellikler

İnsanlar delilik açılardan birbirlerinden farklılık gösterirler. Öğretim

tasarımcısı, öğrenenlerin yetenekleri, ihtiyaçları ve ilgileri konusunda

bilgi toplamalıdır. Bu bilgiler, konuların seçilmesi, kazanımların

belirlenmesini, konuların nasıl ele alınacağı, öğrenme etkinliklerinin

biçimi gibi planlamanın bazı unsurlarını etkilemektedir.

ÖĞRETİM TASARIMI VE ÖĞRENME STİLİ ARASINDAKİ İLİŞKİ

Tasarım, eğitim içinde öğrenme-öğretme ortamlarının planlanması, organize edilmesi ve uygulanması faaliyetlerinde etkili olarak kullanılmaktadır. Bu faaliyetler eğitim içinde uygulandığında “öğretim tasarımı” (instructional design) olarak adlandırılmaktadır.
Öğrenme stili ise kişisel bir özellik olup bireyin, öğrenmeye yönelik niteliklerini ifade eder. Öğrencinin psikolojik olarak çevresini nasıl alçıladığını çevresiyle nasıl etkileşim içinde bulunduğunu ve nasıl tepki verdiğini ortaya koyan bireysel özellikler ve tercihler grubu olarak adlandırılır. Farklı öğrenme stiline sahip olan öğrencilerin farklı öğrenme ortamlarına ihtiyaç duydukları yapılan araştırmalarda elde edilen buldular arasındadır.
Sonuç olarak öğretim tasarımı ile öğrenme stili arasındaki ilişkiyi bağlayacak olursak öğrenme stilinde öğrencilerin farklılaşan özelliklerinden dolayı oluşturacak ortam ve olanaklar öğretim tasarımı kapsamında ele alınır ve gerekli çalışmalar yapılır. 
ANDRAGOJİ
 Androgoji (ya da adragoloji) ise; yine Yunanca; andr (yetişkin) ve agogos (rehberlik)
köklerinden türetilmiştir ve “yetişkinlerin öğrenmesine yol göstermenin ya da yardımın bilim ve sanatı”
anlamına gelir.
Eğitimde Androgojik Yaklaşım
Androgojik yaklaşımla eğitim programlarının geliştirilmesi, oluşturulması ve yönetimi yedi
adımda sağlanır. Bunlar:
1- Öğrenme için uygun ortam oluşturma,
2- Ortaklaşa plan yapmak için bir yapı oluşturma,
3- İlgilerin, gereksinimlerin ve değerlerin saptanması,
4- Amaçların açık ve net olarak belirlenmesi,
5- Öğrenim etkinliklerinin planlanması,
6- Öğrenim etkinliklerinin uygulanması,
7- Sonuçların değerlendirilmesi (gereksinimlerin, ilgilerin ve değerlerin yeniden değerlendirilmesi).
Bu yedi adım birbirinden kopuk ve bağımsız basamaklar olarak değil, bir sarmal olarak
değerlendirilmelidir.
ÖĞRENME STİLLERİVE ÜZERİNDE ÇALIŞAN ARAŞTIRMACILAR VE GÖRÜŞLERİ
Yapılan araştırmalar, Öğrenme Stilleri dikkate alınarak yapılan eğitimin, öğrencilerin başarısını, geleneksel eğitime kıyasla belirgin ölçüde artırdığını kanıtlamıştır. Özellikle yeni ve zor bilgileri öğrenirken algısal tercihler dikkate alındığında, öğrencilerin daha iyi ve kolay öğrenebildikleri, öğrendikleri bilgilerin daha kalıcı olduğu ve akademik başarılarının yükseldiği görülmüştür. (Falzano, 2003; Fine, 2002; Kroon, 1985; O’Connell-MacManus, 2000; Raupers, 1999; Schiering, 1999; Schiering & Dunn, 2001).1- Çevresel Faktörlerle İlgili Araştırmalar . Sese karşı sessizlik, loş ışığa karşı parlak ışık, ılık ortama karşı serin ortam, informal oturma düzenine karşı formal oturma düzeni, bireylerin öğrenme stili özellikleri doğrultusunda onlar için uyarıcı ya da destekleyici olabilir. (Dunn;1987, Sunn ve diğerleri, 1985).Bu dört unsurun etkisi öğrencilerin %10’ undan %40’ına kadar olan kesimde yaşa, cinsiyete, beyin yarı küresine ve başarıya bağlı olarak değişir. Örneğin sese duyulan gereksinim ilköğretimin ilk yıllarında oldukça etkin olmasına karşın, ergenliğin başlarında artmakta ve son aşamaya gelindiğinde normal düzeye dönmektedir. Ergenler ışığa daha az gereksinim duyarlar fakat geçen her beş yılda, öncesine oranla, çocuğun ışığa olan gereksinimi anlamlı biçimde artar. Erkekler kızlara oranla daha hareketli olma eğilimindedirler, bu yüzden onların uzun süre oturmasını sağlamak daha zordur. (Price, 1980).2- Sosyolojik Faktörlerle İlgili Araştırmalar3.-8.sınıflar arasındaki birçok öğrenci, küçük ve iyi düzenlenmiş gruplarda tek başına ve/veya yetişkinle öğrenmeye oranla daha iyi öğrenebilirler. Bununla birlikte öğrencilerin 8. sınıftan sonra tek başlarına daha iyi öğrenebildikleri görülmüştür. 9.-12.sınıflardaki öğrencilerin tek başlarına çalışma ve öğrenmeye, grupla ve/veya yetişkinle öğrenmeye oranla daha fazla ihtiyaç duydukları belirlenmiştir.3- Fizyolojik Faktörlerle İlişkili Araştırmalar3.1. Algısal Faktörlerle İlgili Araştırmalar:Geçen on yıllık zaman diliminde yapılan sekiz araştırmada; ergenlerin öğrenme stillerine uyan ve uymayan farklı öğretim materyalleri ve yöntemleriyle öğretim yapıldığında, kendi stillerine uygun yöntemlerle yapılan öğretim sonrasında daha yüksek test puanları aldıkları görülmüştür (Dunn, 1988). Buna ek olarak, çocuklara birçok duyu organına seslenen kaynaklarla öğretim yapıldığı zaman, başlangıçta onların daha çok tercih ettiği yöntemleri kullandığı, sonraları ise ikincil ve üçüncül yöntemlere doğru da güdülendiği görülmüş, bu da onların test puanlarını artırmıştır.Algısal faktörler, okul çağındaki gençlerin %70 ‘inden fazlasını etkiler (Dunn ve Griggs,1988.)3.2. Zaman Faktörü ile İlgili Araştırmalar:Zaman faktörüyle ilgili çarpıcı bazı araştırmalar vardır. Örneğin iki okul müdürü, okullarında matematik dersinden başarısız olan öğrencilerin genelde öğleden sonra öğrenim görmeyi tercih ettiklerini fakat bu dersin programda sabah yer aldığını fark etmişlerdir. Programlar yeniden düzenlendikten sonra, bu öğrencilerin daha iyi motive oldukları, disiplinlerinin arttığı ve daha başarılı oldukları görülmüştür. Üç yıl sonra NewYork’da bir lisede zaman yöneliminin, öncekinin tersine çevrildiğinde, can alıcı bir etken olduğu ve ders asma davranışlarının kronikleştiği belirlenmiştir (Dunn ve diğerleri,1987). Okula devam etmeyenler, başarısı düşük öğrenciler, risk durumundaki öğrenciler (Griggs ve Dunn, 1988) ve mesleki eğitim (Tappenden, 1983) gören öğrenciler sabah erken saatlerde çalıştıklarında verimleri düşük olur. Bu gruplardan her biri için sabahın ilerleyen saatleri, öğleden sonra ya da akşamları öğrenme, başarıyı anlamlı olarak arttırmaktadır. 3.3. Hareketlilik ile İlgili Araştırmalar: Öğrenme stillerinin bir unsuru da; fiziksel etkinliğe olan gereksinimdir. Örneğin Fadley ve Hosler, (1970); çocukların aşırı hareketli olmalarından dolayı sık sık psikologlara gönderildiğini ve öğretmenlerinin bu çocuklardan ders sırasında dikkatlerini toplayamadıkları ve sessiz bir biçimde oturamadıklarından dolayı yakındığını belirtmişlerdir. Restak (1979) tarafından yürütülen bir çalışmada aşırı hareketli olan çocukların %95’inden fazlasının erkek olduğu ve kızlar gözlemlendiğinde, hareketlilik özelliğinin akademik başarıyla ilişkili olduğu bulunmuştur. Restak, ayrıca klasik sınıf çevresinin erkek öğrencilere normal gereksinimlerini karşılamada yeterli ortamı sağlamadığını ifade etmiştir. Diğer araştırmacılar da Restak’ın önerilerine katılmaktadır. Hareketliliğe olanak veren ve aktivite merkezli öğrenme ortamları içindeki öğrencilerin başarılarının arttığı görülmüştür
İLGİ MOTİVASYON, AKADEMİK ÖZBENLİK VE İNANÇ KAVRAMLARI
İlgi; dikkati öncelikle belirli bir şey üzerinde toplama eğilimi; kimyasal koşullar eş ya da birbirine çok yakın olduğunda öğelerin birbirleriyle birleşmede gösterdiği seçicilik.
Belirli bir olay ya da etkinliğe yakınlık duyma, ondan hoşlanma ve ona öncelik tanıma; dikkati öncelikle belirli bir şey üzerinde toplama eğilimi.
Bir kimsenin karşı cinse duyduğu eğilim, yakınlık; belirli bir olay ya da etkinliğe yakınlık duyma, ondan hoşlanma ve ona öncelik tanıma.

Motivasyon:”Bir işi yapmak için içimizde duyduğumuz güçlü istek” motivasyondur. Psikoloji dilinde ”güdü” dediğimiz ”motivasyon” ne kadar güçlüyse bir işi yapma gücümüz o kadar artar. ”Bir arkadaşımızı görmek” için güçlü bir isteğimiz varsa ne uzaklık bize engel olabilir ne de bir işimizin olması. Her şeyi bir yana bırakır, arkadaşımızı görmeye gideriz.”İçimdeki güçlü istek” hangi etkenlerden oluşmaktadır? Bu da çok önemli bir konudur. Ailem bu konuda etken olabilir, arkadaş grubum, toplumsal öğretiler bu isteğin kaynakları olabilir. Ancak, en etkili kaynağın ”kendi bilinçli seçimimiz” olduğunu unutmamalıyız. ”Kendi bilinçli seçimimiz” bizim için büyük bir güç kaynağıdır. Engelleri aşmamız için en önemli güç kendi içimizdedir. Bu gücü harekete geçirebildiğimiz zaman pek çok engeli kolayca aştığımızı göreceğiz.
Akademik Özbenlik: Kişiye özel olan ve ileri düşünceli , geniş yorum yapabilme gücü, zekayı kullanma seviyesi olarak da adlandırılabilir.
İnanç, kelime anlamıyla, bir düşünceye gönülden bağlı bulunmak demektir. Ayrıca inanılan şey, görüş, öğretidir. bir dine inanma, itikattir.Yani bir düşünceye, bir kişiye, soyut bir kavrama (örneğin tanrı) gönülden bağlanma durumudur. Bu bağlılık, bağlanılan şeyin bizzat var olup olamasına veya ahlaken doğruluğuna yönelik olabilir. Ama her halûkârada, özünde “sevgi” “korku” gibi bir duygu bulunmaktadır. Hatta bazen bir tür sevgi-nefret ilişkisi olarak da tanımlanabilinir, inanan ile inanç konusu arasındaki ilişkidir.İnanç, şüphelerden sıyrılıp emin olmaktır.
ÖĞRETİM TASARIM MODELLERİ AMACI
GERLACH ve ELY MODELİ (1980)
İçeriğin Belirlenmesi
İçeriğin seçilmesi öğretmenin sorumluluğudur. Öğretmen içeriği seçerken meslektaşlarının tavsiyelerini, disiplin kuralları dahilinde yeni müfredatı, kişisel deneyim ve araştırmalarını değerlendirebilir.
Hedeflerin Belirlenmesi
Gerlach ve Ely; kısa menzilli ve uzun menzilli olarak iki tip hedef tanımlamışlardır. Uzun menzilli hedefler daha çok basit amaçları çağrıştırır. Amaçlar genellikle başlama noktasıdır. Kısa menzilli hedefler ise içeriğin zaman bakımından daha küçük olan bölümlerini içerir.
İstenilen Davranışların Belirlenmesi
Öğretmenler, her öğrencinin davranışlarına yön veren hazır bulunuşluklarını bilmeye ihtiyaç duyarlar. Gerlach ve Ely öğretmenlere bireysel farklılıkları analiz etmek için iki yol önerir. Bunlardan birincisi var olan kayıtlardan faydalanmak, ikincisi ise öğretmenin öntestler hazırlamasıdır.
Bir öğrencinin yeteneklerini, kişisel değerlendirmelerini, standart testlerin sonuçlarını ve zeka testlerini içeren ve gittikçe artan kayıtlardır.
Ön testlerde sorulması gereken temel soru öğrencilerin ilgili konu hakkındaki ilke, kavram ve yeteneklere ne derece sahip olduklarıdır.
Stratejilerin Belirlenmesi
Gerlach ve Ely’e göre strateji, öğretmenin bilgiyi kullanmadaki tutumu, kaynak seçimi ve öğrencilerin rolünü belirlemesidir. Araştırmacı ve açıklayıcı olarak iki türlü strateji vardır.
Açıklayıcı strateji öğretmenin dersi aktarmasın kapsar. En çok kullanılan ders aktarım tekniğidir.
Araştırma stratejisi, öğretmenin öğretim deneyimleri üzerindeki rolünü kolaylaştırır ve öğrencilerin bir konu ya da olay hakkındaki soruları bir araya getirme davranışları gibi şartları planlar.Bu iki strateji sıklıkla birbiriyle örtüşür.
Grupların Organizasyonu
Hedefler grup büyüklünü belirtmelidir. Gerlach ve Ely grup büyüklüğüne karar vermek için öğretmenlere 3 temel soru sormayı önermekte. Bunlar:
1 Öğrencinin bireysel olarak varabileceği hedefler
2 Öğrencilerin kendi aralarındaki etkileşim ile elde ettikleri başarı
3 Öğretmenin aktardığı sunum ile öğrenci-öğretmen etkileşiminin başarısı
Zamanın Ayarlanması
Öncelikle çeşitli öğrenci gruplarının oluşturulduğu ve gerekli zamanın açıkça belirtildiği stratejilerin belirtilmesi. Zamanı ayarlanmasının başarılı olabilmesi için aşağıda belirtilen sorular sorulur:
1 Öğrencinin bireysel olarak varabileceği hedefler
2 Öğrencilerin kendi aralarındaki etkileşim ile elde ettikleri başarı
3 Öğretmenin aktardığı sunum ile öğrenci-öğretmen etkileşiminin başarısı
Yerin Ayarlanması
Öğretmen alanı kullanırken hedeflerin başarısını da göz önünde bulundurmalıdır. Büyük grup alanları, küçük gurup alanları ve bağımsız çalışma alanları vardır. Öğretmenler şu üç sorudan yararlanarak alan ayırmaya karar verebilir.
1 Öğrencinin bireysel olarak varabileceği hedefler
2 Öğrencilerin kendi aralarındaki etkileşim ile elde ettikleri başarı
3 Öğretmenin aktardığı sunum ile öğrenci-öğretmen etkileşiminin başarısı
Kaynak Seçimi
Öğretmen materyal seçimini yapmadan önce, hedef; davranışsal olarak tanımlanmalıdır.
Kaynaklar genellikle beş kategoride toplanır:
1.Gerçek materyaller ve insan,
2.Gösterim için görsel materyaller
3.Sesli materyaller
4.Basılı materyaller
5.Sunum materyalleri
Birbirinden daha iyi öğretimsel araçlar yoktur. Bunlar kullanılırken öğrenci hedeflerine en uygunu kullanılmalıdır.
Performansın Değerlendirilmesi
Gerlach ve Ely performansı; öğrenen ve öğretmen arasındaki, öğrenen ve diğer öğrenenler arasındaki veya öğrenenle eğitimsel araçlar arasındaki iletişim olarak tanımlar. Performans zamanla sınırlanabilir olmamalıdır.
Bütün performanslar belirlenen hedefler, içerik, belirli giriş davranışları ve belirli olmayan giriş davranışları ile ölçülür.
Glasser’in hangilerinin yapılacağı konusunda dikkat çektiği iki değer biçim vardır. Birinci koşul öğrenci ailelerinin davranışları hakkında bilgi, her şeyden önce kişisel farkı görmek amacı için ölçüm yapmak. İkincisi eğitsel tekniklerin hangi davranışları üreteceği hakkında bilgi sağlamak, her şeyden önce yol ayrımı yapmak amacı için ölçüm yapmakta kullanılır.
Geri Dönüşüm Analizi
Geri dönüt doğruyu pekiştirme anlamındadır. Geri dönüt hedeflerde davranışlar ve derecelendirme ölçekleri belirtildiği zaman kullanışlı olur. En ideali orijinal hedef ile gösterilen davranış arasında uyum olmasıdır. Eğer geri dönüt kullanışlı ise, hedefler olması gereken davranışları ve değerlendirme ölçütlerini içermelidir. Dönütün cevap verildikten sonra olması daha iyidir.
ADDIE
Öğretim teknolojileri alanında çalışan pek çok kişi temel öğretim tasarımı modeli olan ADDIE (Analysis, Design, Development, Implementation, Evaluation) modelinden haberdardır. Seels ve Glasgow bu modelin modifikasyona ve işleme tabi tutulmadan kullanımının çok doğru olmayacağını belirtmişlerdir. Dolayısıyla pek çok kişi ADDIE modelini belirli ihtiyaçlar doğrultusunda özelleştirmiştir.
ADDIE modelinin bileşenlerinin temel tanımları şu şekilde yapılabilir.
Analiz
Öğretim etkinliğinin, ne, kim, nasıl ve neden sorularının cevabı için yapılan öncelikli bilgi toplama işlemleridir
Tasarım
Öğretim etkinliğinin amaçlanan sonuçları ve hedeflerinin tasarlanması ve zaman çizelgeleri, stratejiler ve ders planları gibi bütün planların yapılmasıdır.
Geliştirme
Öğretim materyallerinin ve öğreticiye yol gösterecek materyallerin hazırlanmasıdır.
Uygulama
Bir öğretim etkinliğini gerçekleştirmek için hazırlanan planların ve öğretim materyallerinin uygulanmasıdır.
Değerlendirme
Kısa ve uzun vadede öğretim programının etkinliğinin ölçülmesidir.
THE MORRİSON, ROSS AND KEMP MODEL
Öğretim geliştirme modellerinden son zamanlarda popüler olanlardan birisi olan bu model ilk defa 1994’te Kempy, Morrison ve Ross tarafından uyarlanmıştır. Bu modelin merkezinde öğretim problemleri, öğrenenin karakteristiği, konu analizi, değerlendirme araçları, öğretim stratejileri, öğretim amaçları, öğretimin değerlendirmesi gibi kriterlerin revise edilip planlanması vardır. Kitabın üçüncü baskısında ilk isim Morrison olmasına rağmen, en önemli yazar Kemp’dir. 1994 model olan bu öğretim tasarımı geliştirme modeli proje yönetimi ve destek servislerini de sürecin içerisine alarak modifiye olmuştur.
Morrison, Ross ve Kemp(2001) müfredat planlamasını odağa alan bir öğretim tasarımı geliştirme modeli sunmuşlardır. Onların yaklaşımına göre öğretim, içerik ve öğretim tasarımının geleneksel modelle olan zıtlığından ziyade aşağıdaki soruların pratiğe dökümüdür yani öğrenen bireyin bakış açısıdır. (1) Yetişkin öğrenciler hedeflerde başarı sağlama isteğindeki isteği hangi seviyede? (2) hedefler ve öğrenci karakterleri açısından en uygun strateji hangisi? (3) Kitle iletişim araçlarından veya diğer kaynaklardan en uygun olanı hangisi? (4) Başarılı öğrenme için neler gerekli? (5) Belirlenen hedeflere nasıl ulaşacağız? (6) Program denenmesi sırasında beklentileri karşılayamazsa neleri gözden geçireceğiz.
Bu anahtar faktörlerin temelinde, Morrison, Ross ve Kemp (2001) çok yönlü olan öğretim tasarımında dikkati çekmek için aşağıdaki dokuz kavramı tanımlamışlardır. (1) yeni öğretim programı tasarımı yapmak için öğretim problemlerini ve hedefleri açıkça belirtme. (2) öğretim kararlarımızı etkileyecek öğrenen bireyin karakterlerini gözden geçirmek, (3) hedefle ilgil içeriklerin analizi ve başlık içeriğinin tanımı, (4) öğretim hedeflerini açıkça belirtmek, (5) mantıklı öğrenmek için içeriğin ilgili öğretim birimiyle sıralanması, (6) öğretim stratejileri tasarlanır böylece her öğrenen birey hedeflerini yükseltir. (7) öğretim mesajının planlanması ve öğretimin geliştirilmesi, (8) hedefleri ölçen değerlendirme araçlarının geliştirilmesi, öğretim ve öğrenme aktivitelerinin desteklenmesi için kaynakların seçimi.
Morrison, Ross ve Kemp modeli; öğretim tasarımının, değer elementlerle olan süregelen işbirliğinin revize edilmiş sürekli çevrimi inancını açıklar. Onlara göre öğretmen/ tasarımcı herhangi bir yerde başlayabilir. Bu modelde tüm elementler birbirinden bağımsız olarak, kendiliğinden uygun bir şekilde gösterilebilir. Aynı zamanda Morrison, Ross ve Kemp modeli tarsarımcının herhangi bir yerde başlayabileceğini, senaryonun geleneksel çatı biçiminde konu analiziyle başlayacağını belirtir. Morrison, Ross ve Kemp modeli sürekli gelişebilir. Öğretmenlerin görüşüne göre, bu modelin etkililiği ‘neredesin’ yapısıyla başlamıştır. Aynı zamanda konu içeriği, amaçlar, kaynakların seçimi bu modeli öğretmen için cazip kılıyor.Bu modeller en etkili öğrenmenin nasıl oluşturulacağı ve bu sınıf ortamında nasıl kullanılacağı hakkında öğretmenlere rehberlik etmektedir. Öğrenciler arasındaki farklılıkları dikkate alarak en iyi öğrenme yapısını oluşturmaya çalışır.
Öğrenme ortamını zenginleştirmeye yardımcı olur.
ÖĞRENME ÖĞRETME SÜRECİ

A.Derse Hazırlık
Derse hazırlık aşaması; öğretmen hazırlığı ve öğrenci hazırlığından (düşünsel ve duyuşsal hazırlık ile teknik hazırlık) oluşmaktadır. Bu süreçte yapılması gereken çalışmalar aşağıda açıklanmıştır.
1.Öğretmen Hazırlığı
Eğitimde, öğretmenin ders için ön hazırlığı, amaca ulaşmada en önemli etkenlerdendir. Bu nedenle öğretmen,
• Öğrenme-öğretme sürecini planlamalı, zamanı iyi ayarlamalıdır.
• Her dersten en az bir hafta öncesinde yapılacak çalışma ile ilgili dokümanları, kullanılacak teknikle ilgili getirmeleri gereken malzemeleri öğrencilere bildirmelidir.
• Ele alınacak konuyla ilgili öğrencilerin düşünsel ve duyuşsal hazır bulunuşluluğunu sağlayacak hazırlıkları yapmalıdır.
• Öğrencilerin ilgili dersten edinmesi planlanan kazanımlara ilişkin etkinlik örneklerini programdan seçmeli ya da kazanımlara yönelik etkinlikleri kendisi hazırlamalıdır. Bu etkinlikleri hazırlarken çevresel ve kültürel faktörleri, coğrafi özellikleri, öğrencilerin gelişim düzeylerini, ilgi ve ihtiyaçlarını, ekonomik koşullarını göz önünde bulundurmalıdır.
• Öğretmen kendisinin yeterince hazırlanmadığı, inanmadığı, özümlemediği, duygusal ilişki kurmadığı bir konuyu öğrencilerine benimsetmesinin mümkün olmadığı bilinci içinde olmalıdır.
• Öğrencilerin sağlığı ve güvenliği için, uygulama öncesinde öğrencilere ve çalışma mekânlarına yönelik gerekli güvenlik önlemlerini mutlaka almalıdır.
• Uygulama yaptırılacaksa, çalışma sırasında öğrencilere dinletmek üzere klasik müzik kaseti, cd’si vb. temin etmelidir.
2.Öğrenci Hazırlığı
Öğrenme alanlarının ilgili kazanımlarına ulaşılabilmesi, için öğrencilerin derse hazırlık yapmaları gereklidir. Bu hazırlıklar:
2.1.Düşünsel ve Duyuşsal Hazırlık
Öğrenciler ele alınacak konu ile ilgili küçük araştırmalar yapmaya yönlendirilmelidir. Bununla birlikte öğrencilerden çeşitli sanat alanlarının şarkı, türkü, şiir, mani, öykü, masal, efsane, atasözü, fotoğraf, resim, afiş gibi ürünlerinden birini veya birkaçını sınıfa getirmeleri istenmelidir. Bulduklarının yanı sıra öğrencilerin kendi yazdıkları öykü, masal, şiir, şarkı sözü, çektikleri fotoğraf vb. dokümanları getirebilecekleri söylenmelidir.
2.2.Teknik Hazırlık
Öğrencilerin, belirlenen teknik ve yönteme uygun, öğretmen tarafından önceden söylenen araç-gereç ve temizlik malzemelerini temin ederek derse hazırlıklı gelmeleri sağlanmalıdır.
B.Uyaranlar(motivasyon)
Bu süreç öğrencilerin önceden edindikleri bilgileri harekete geçirmeye yönelik olmalıdır. Temel amaç öğrencinin derse karşı güdülenerek, istekli hale getirilmesidir.
• Bu bölüm, öğrencilerin düşünsel ve duyuşsal hazırlık olarak, yaptıkları araştırmalardan edindikleri bilgileri; buldukları ya da kendi ürettikleri şiir, şarkı, masal vb. çalışmaları sundukları bölümdür.
• Süreç içerisinde, ele alınacak konu ile ilgili sorular sorulmalı, bu sorular yoluyla öğrencilerin günlük yaşamlarıyla ilişki kurulmalı, onların önceden edindikleri bilgileri hatırlamaları sağlanmalıdır. Böylece öğrenciler cesaretle, öz güvenle ve istekle uygulamaya hazır hâle geleceklerdir.
• Öğrencilerin yeni edinecekleri bilgi ve becerilere ait özel önem taşıyan kavram ve sözcükler üzerinde bilgi, deneyim, düşünce ve görüşleri saptanmalıdır. Düşünce ve görüşlerini çeşitli yollarla (sözel olarak, drama aracılığıyla vb.) özgürce ifade etme fırsatı verilmelidir.
• Bütün sanat dersleri, duyumsama, duyarlık ve sezgi ekseninde düşünülmelidir. Motivasyon aşaması bu nedenle öğrencinin tüm duyu organlarının harekete geçirildiği, ilgi ve isteğin kışkırtıldığı bir aşama olarak gereğince değerlendirilmelidir.
• Ders süresince öğrenilecek bilgiyi öğrencinin hayatında nerelerde kullanacağı ya da onlara hangi yeterlikleri kazandıracağı hakkında bilgi verilmeli, bu bilgilerin günlük hayatla bağlantısı kurularak öğrenciler derse karşı motive edilmelidir.
C.Bilginin Paylaşılması
Bu süreç, öğrencilerin derste yapacakları çalışmalarla ilgili bilgilerin ortaya konduğu ve paylaşıldığı bölümdür. Yeni bilgilerle ilgili gerekli açıklamalar, örnekler üzerinden yapılmalıdır. Bu süreçte önemli olan, bilgilerin sadece ortaya konması değil, öğrencilerin daha önceki bilgilerin yeni konularla olan bağlantıları kurulmalıdır.
• Öğrenciler yöneltilen sorularla, verilen örneklerle önceki bilgilerinden yola çıkarak zihinlerinde yeni bilgileri yapılandıracakları alanı oluşturmaktadırlar. Bilgilerin bu alana transfer edilmesi ve kalıcılığın sağlanması için yeni bilgileri öğrencilerin keşfederek ulaşacakları öğrenme yaşantıları oluşturulmalıdır.
• Bu bölümde, ders sürecinde kullanılacak yöntem ve tekniklerle ilgili gerekli açıklamalar yapılmalıdır. Yapılacak olan açıklamalarda yine bazı kural ve önlemleri öğrencilerin keşfetmeleri sağlanabilir.
• Yeni bilgilerin sunulmasında salt bilgi aktarımı tercih edilmemelidir. Öğrenciler aktif kılınmalı, görüşleri alınmalıdır. Geri bildirimler anında verilmelidir. Bu yolla öğrencilerin zihinlerinde yanlış bilgileri yapılandırmaların da önüne geçilmiş olunur.
D.Uygulama
Bu aşamada öğretmen:
• Öğrencilerin ele alınan konuyu özgürce çalışarak ortaya koymaları için gereken ortamı hazırlamalıdır.
• Çalışmalarda zorlayıcı olmamalı, ancak tüm öğrencilerin çalışmaya etkin katılımını sağlayarak, birkaç ilgi çekme noktası ve uyaranı geliştirmelidir. Öğrencilerin çalışmalarına müdahale etmeden yönlendirecek bir rehber konumunda olmalıdır.
• Ders boyunca konsantrasyonlarını bozmadan ve onlara hissettirmeden öğrencileri denetlemeli gözlem yapmalı ve güvenlik önlemlerini almalıdır.
• Malzemesi olmayan ya da eksik olan öğrenciler için, sınıfta bir paylaşım ortamı oluşturmalıdır. Ancak, malzemesiz ya da eksik malzeme ile derse gelmeyi alışkanlık haline getirmemeleri konusunda, öğrencileri kırmadan, rencide etmeden gereken önlemleri almalıdır.
• Çalışmalar, duruma göre bireysel ve grup çalışmaları şeklinde yürütülmelidir. Uygulamalarda, grup çalışmalarına sık sık yer verilmelidir.
• Derse katılmak istemeyen, çeşitli nedenlerle derse yoğunlaşamamış öğrencilerin bireysel farklılıklara uygun, ilgilerini çekecek öğrenme ortamları yaratarak derse katılımları sağlanmalıdır. Katılımın sağlanmasında zorlayıcı olunmamalıdır, öğrencilerin hoşlandıkları, ilgilerini çekebilecek olan konulardan yola çıkmalıdır.
• Öğrencilerin, yaptıkları çalışmalar hakkında duygu ve düşüncelerini paylaşmaları sağlanmalıdır.
• Çalışmaların tamamı mutlaka sergilenmelidir. Böylece öğrenciler öz güven duygusu kazanacak, eserlerinin sergilenmesinden haz alacak ve onur duyacaklardır. Panoya asılan çalışmaların sürekli aynı öğrencilere ait olmamasına dikkat edilmeli, her öğrencinin çalışmasına yer verilmelidir.
• Öğrencilere birinci sınıftan itibaren karşılıklı duygu, düşünce ve bunların bir ürünü olan çalışmalara saygı duymaları gerektiği kavratılmalıdır. Tamamlanan çalışmalarla ilgili duygu ve düşüncelerin paylaşımı sırasında öğrencilerin birbirlerini kesin yargı ve olumsuz ifadeler kullanarak eleştirmeleri engellenmelidir.
• Süreç içerisinde ele alınan konu gerekli yerlerde Atatürkçülük, diğer dersler ve ara disiplinlerle ilişkilendirilmelidir.
• Dersin sonunda sınıf / atölye mutlaka temizlenmelidir.
E.Değerlendirme
Bu bölümde süreç ve sonuç değerlendirmeleri yer almalıdır. Süreç değerlendirmesi zamanında yapılmalıdır. Değerlendirmede; performans değerlendirme amacıyla hazırlanan çeşitli formlar, çeşitli sorular, yapılan çalışmalar, araştırma sonuçları, ürün dosyaları kullanılmalıdır. Öğrencilerin çalışmaları kesinlikle birbiriyle kıyaslanmamalıdır.Öğrencilerin yaptıkları çalışmalara yorum getirirken öğretmen olumsuz eleştirilerde ve kesin yargılarda bulunmamaya özen göstermelidir. Öğrencileri farklı deneyimlere ve öğrenme yaşantılarına sevk etmeli, değişik yöntem ve teknikleri kullanmalarına özendirici rehber rolünde olmalıdır. Burada asıl önemli olan öğrencilerin çalışmalara katılması ve gösterdiği çabadır. Çalışmalarda, genel düzeyin üstünde ilgi ve çabalar gösteren, kazanımlar çerçevesinde ilginç yaklaşımları olan öğrenciler dikkatle ve titizlikle izlenmeye alınmalıdır. Böylesi bir yaklaşım olmadığında bu öğrenciler sınıfın genel düzeyi içinde sıkışıp kalırlar. Bu tür öğrencilerin velileri ile özel görüşmeler yapılarak, yönlendirmelere gidilmelidir. Bu yönlendirmeler, gizli ve diğer öğrencilere yanıltılmadan gerçekleştirilmelidir. İlginç yaklaşımlar geliştiren ve farklı bir coşku ile çalışan öğrencilerin, bu yönlerini daha çok ortaya çıkarmak ve atak yapmalarını sağlamak amacıyla öğrenci velisiyle görüşülerek malzeme, kitap, katalog desteği sağlanmalı böylece sınıfın genel düzeyinin üstünde çalışmalar yapmaya yönlendirilmelidir.

İyi bir öğrenmenin olması için öğretmen ve öğrencinin konulara hazır bir şekilde gelmeleri gerekir.Öğretmenin öğrencilere konulara önceden hazırlanmalarını söylemeli ve bu konuyu takip etmelidir.Kendiside konusuna iyi hazırlanması gerekir kendisi bilmediği bir konuyu başkasına anlatamaz.Öğrencilere karşı adil davranmalı söz almak isteyen herkese söz vermelidir.Söz almak istemeyen öğrenciler fazla zorlanmamalıdır.
Öğretmen farklı öğrenme ortamlarına ve farklı deneyimlere olanak tanımalı öğrencileri dikkatle ve titizlikle incelemelidir.değişik yöntem ve teknikler denemeli
sınıf ortamına uygulayarak sınıfa en uygun olalını seçmeli öğrencilerin dikkatini uyandırmada başarılı olmalıdır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s